konum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
konum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Aralık 2019 Cuma

Bilimsel mucize yalanları-Çakma mucizeler

 ***Kuran denizlerin birbirine karışmadığını 14 yüzyıl önce nasıl bilmiş diyorlar.
Ve iki denizi birbiri üstüne saldı.Biri lezzetli ve TATLIDIR,diğeri TUZLUDUR.Arada engel var karışmazlar. (FURKAN 53)
 İki deniz bir değildir.Birinin suyu tatlıdır,ondan içersiniz ama diğeri tuzlu olandır ve ondan içemezsiniz.Üzerlerinde gemiler yüzdürürsünüz ve balık tutarsınız-FATIR 12
 Denizlerin karışmaması saçmadır.İki deniz karışmıyorsa bu iki deniz hangi iki denizdir? Üstelik Kuran bu denizlerden birinin suyu tatlıdır ve içimi güzeldir diyor.Yeryüzünde suyu içilen deniz hangi denizdir? Kızıldeniz mi? Akdeniz mi? Ege denizi mi?Ve eyer birinin suyunu içerek iki denizin karışmadığını anlıyorlarsa,zaten kendi tecrübeleriyle iki denizin karışmadığını anlamış olurlar.Bunun neresi mucize?
Ve Gulf Stream gibi deniz altı akıntılarla denizler karışıyorlar.Mineral farklılığı gibi sebeplerden dolayı ilk bakışta karışmıyor gibi görünüyorlar.Yani sadece bir göz yanılması var,aslında denizler birbirine karışıyorlar.
***Diyorlar ki Demir uzayda yıldızlardaki bir takım hareketlerle ve tepkimelerle oluşur.Demiri indirdik diyen Kuran,bunu haber veriyor,hemde 1400 yıl önce.
Ve DEMİRİde indirdik.Onda insan için kullanışlılık ve saglamlık vardır-HADİD 25
Demiri indirdik demesi yıldızlarda ürettik ve uzaydan yağdırdık anlamına geliyorsa,o zaman size hayvanlar indirdik ayeti ne anlama geliyor? Yıldızlarda hayvan üretip uzaydan hayvan mı yağdırdı?
Allah sizin için 4 AYAKLI HAYVANLAR İNDİRDİ-ZUMER 6
İndirdi kelimesinden eğer YILDIZLARDA YAPILDI lafını anlıyorsanız,o zaman gökten indiği söylenen bütün bu hayvanlar da uzayda süper nova patlamalarıyla oluşmuş olmalı.Bu hayvanlar da yıldızlar da mı yapılıp dünyaya indirildi?
Allah ın size GÖKTEN İNDİRDİĞİ YİYECEKlerin bir kısmını kendinize haram kılmayın-YUNUS 59
Umarım yiyeceklerde yıldız patlamalarıyla uzayda üretilmemiştirler?
Yiyecekler ve hayvanlar nasıl insanın hizmetine verildiyse, demir de aynı şekilde insanlığın hizmetine verildiği için hepsine birden SİZİN İÇİN GÖKTEN İNDİRDİK deniliyor. Yani ayetlerdeki SİZE DEMİRİ,HAYVANLARI VE YİYECEKLERİ İNDİRDİK gibi sözler, kullanımınıza sunduk, bahşettik anlamında kullanılıyor.
***Dünyanın yuvarlak yapıldığını Kuran bilmiştir iddiasıda saçmadır***
 Ve sonra yeryüzünü deve kuşu yumurtası(dehaha) gibi yaptı-Naziat 30
 Ayet Dünyayı deve kuşu yumurtası gibi yaptı anlamındadır diyorlar,dünyanın yuvarlak yapılışını anlatıyor diyorlar.Oysa ayet 29 ele alınırsa bunun saçmalığı ortaya çıkar.Ve dehaha yayıp döşedi demektir,deve kuşu yumurtası değil.
Ve gecesini ve gündüzünü ortaya çıkardı/oluşturdu-Naziat 29
Ve sonra(bade-بَعْدَ) yeryüzünü yayıp döşedi(dehaha)-Naziat 30
Eyer 30.ayetteki dehaha kelimesini deve kuşu yumurtası gibi yaptı anlamında alırsak,o zaman saçma bir sonuç çıkar ortaya.Çünkü dünya önce gece ve gündüzün oluşacağı şekle getirilmişse(Naziat 29) zaten yuvarlak şeklini almış demektir.Aksi halde gece ve gündüz oluşamazdı.Şimdi gece ve gündüz oluştuktan sonramı onu yuvarlak deve kuşu yumurtası şekline sokmuş oluyor?Önce gece gündüz oluşumu meydana geliyor ama daha sonra dünya yuvarlaklaştırılıyor öylemi?Onun için kelimenin deve kuşu yumurtası değil,dünya oluştuktan sonra,gece ve gündüz oluştuktan sonra yapılan bir yayıp döşeme işi olduğunu görebilmek gerekiyor.(Deve kuşu yumurtası:el-udhiyyu.Deve kuşu yumurtasına benzer:kel-udhiyyu)
***Zariyat Suresi 47.ayetteki gök kelimesini evren diye çevirerek,kapsayıcı gücümüz var kelimesinide genişletmekteyiz şeklinde çevirerek hileli bir ayet yorumuna ulaşıyorlar.Ve ayeti aşağıdaki gibi veriyorlar:
 Evreni biz kurduk ve biz onu genişletmekteyiz-Zariyat 47
Oysa durum hiçte bu şekilde değildir.Ayet gök(sema) demektedir ve aşağıdaki gibidir:
 Göğü biz bina(بَنَيْنَاهَا) ettik.Ve biz kapsayıcı bir gücün sahibiyiz-Zariyat 47
Zariyat 47.ayetin gerçek tercümesi budur ve 1990 öncesi tercümelerde bu şekilde geçmektedir.Elmalılı Hamdi,Abdulkadir Gölpınarlı,Hasan Basri Çantay bu şekilde vermişler.Ve ayetten göğün genişlemesi anlamının çıkarılması imkansızdır.Çünkü bunun tam tersi bir anlam yükleyen bir kelime var ayette:bina kelimesi.Türkçede de kullandığımız bina etmek fiili var burada.Bina etmek yani sabit ve sağlam kılmak,sabitlemek(-بَنَيْنَاهَا-beneyna ha=bina etmek,sabit ve sağlam kılmak)Siz hiç sürekli genişleyen bir bina gördünüzmü?Zariyat Suresi 47.ayet açıkça gökyüzünü bina gibi sabit yaptık diyor ve hiç bir bina
genişlemez.Bina;genişlemeyen,daralmayan,sabit,hareketsiz.Nahiv ilminde bile hareketsiz yapılara bina denir.''Bina irabın zıttıdır,çünkü bina sabit ve hareketsizdir-Sibeveyhi-El kitap''
Zariyat 47.ayette  le müsuine(لَمُوسِعُونَ) kelimeside elbetteki kapsayıcıyız,elbetteki kuşatıcıyız anlamına gelir.Bu kelimeye geniş anlamı verseniz bile,geniş gücümüzle göğü biz bina ettik anlamına gelir.Mekansal genişlik için kullanılan kelime arduha kelimesidir ve bu ayette geçmemektedir.arduha(عَرْضُهَا)=genişlik.Arduha kelimesi Ali İmran 133 ve Hadid 21.ayetlerde vardır.
 Kuran açıkça evreni sabit bir bina olarak görmekte ve yıldızlarla dolu gökyüzünü evrenin tavanı olarak görmektedir.Hiç bir bina genişlemediği gibi,binanın tavanıda genişlemez.
Ve yükseltilmiş tavana and olsun-TUR 5
Ve göğü nasılda yükseltmişiz-GAŞİYE 18
Onu yükseltti ve onu bir tavan yaptı-NAZİAT 28
Biz dünyaya yakın göğü,bir süsle,yıldızlarla süsledik-SAFFAT 6
   Yani yıldızlarla süslü ve yerden yükseltilmiş bu tavan(uzay) genişlemiyor.Sabit bir bina gibi.Tavan(gök) genişleseydi zemin(yeryüzü)de genişlerdiki bina yıkılmasın.
   Ve işin kötüsü evrenin genişlemesi durabilir,evren daralmaya başlayabilir.O zaman ne yapacaklar?O zamanda müslümanların darlığını giderdik gibisinden bir ayet bulurlar,bak ayette darlık kelimesi var,demekki Kuran evrenin daralacağını önceden bilmiş derler.Oysa bu yöntemle herhangi bir kitaptan yığınla mucize üretilebilir.

Mekke çevresi bütün dünya değildir

Kuranın bütün kavimler için düzenlenmediğini,sadece Arap kavmi için düzenlendiğini görmüşlerdir.Ve bunu örtbas etmeye çalışmaktadırlar.
Sadece Arap Kavmine özel olan Kuranı,bütün Kavimlere gelmiş gibi göstermek için  hileler yapıyorlar.Bunlardan en çok bilineni seni ana kent mekke ve çevresine yolladık diyen ayetteki çevre kelimesine yanlış anlam vererek yapılanıdır.
Bu kutsal mubarek kitaptır.Onların ellerindekini doğrulayandır.Ana şehri(Mekke) ve çevresindekileri(havleha-حَوْلَهَا) uyarman için indirdik-Enam 92
Ayette geçen kelime havleha(حَوْلَهَا) kelimesidir ve civarı,yakını,yöresi gibi anlamlara gelir.Bu kelime Kuranda;bütün dünyayı kapsayacak bir kelime değildir.
Kelimenin geçtiği diğer ayetlere bakınca durum açıkça anlaşılıyor:
Çevrelerindeki(havlihim-حَوْلِهِمْ) insanlar kapılıp götürülürken,bizim (Mekke’yi) güven içinde kudsî bir yer yaptığımızı görmediler mi?-Ankebut 67
  Mekkenin çevresi demek bütün dünya demekse;o zaman Mekkenin çevresinden kaçırılan insanlar dünya dışınamı götürülüyorlar?Uzayamı götürülüyorlar?Mekkenin çevresini Araplar görüyorsa o zaman bütün dünyayımı görüyorlar?
Pabuçlarını çıkar Musa.Çünkü Kutsal yerdesin,tuvadasın-Taha 12
Ey musa bu ateş ve çevresindekiler(havleha-حَوْلَهَا) mubarek kılındı-Neml 8
Çevre bütün dünya anlamına geliyorsa;ateşin çevresi kutsal kılındı demek dünyanın her yeri kutsal kılındı demekmi?O zaman ateşin çevresinde ayakkabılarını çıkarması gereken Musa,bütün dünyada çıplak ayakla gezmek zorunda kalacaktır.Çünkü ateşin çevresi kutsal kılınmıştır ve çevre demek bütün dünya demektir gelenekçilere göre.
Aynı şekilde Mescidi aksanın çevresi kutsal kılınmıştır diyen ayetten bütün dünyanın tamamı kutsal kılınmıştır anlamını çıkarmaya benzer bu iş:
…Mescidi aksanın çevresi(havlehu-حَوْلَهُ) mubarek kılınmıştır-İsra 1
Onlar,bir ateş yakıp ışıklanmak isteyen kimseye benzerler.Ateş, çevrelerindeki(havlehu-حَوْلَهُ) şeyleri aydınlattı mı Allah,nurlarını alıverir de onları karanlıklarda bırakır,görmezler-Bakara 17
Şimdi ateş çevresini aydınlatır derken ateş bütün dünyayı aydınlatıyormu demeliyiz?Civarı,dolayları,yöresi anlamına gelen havle kelimesine bütün dünya anlamı vermenin böyle tuhaflıkları var.
Firavun çevresindekilere(havlehu-حَوْلَهُ) işitiyormusunuz dedi-Şuara 25
Firavun çevresinde(havlehu-حَوْلَهُ) bulunan ileri gelenlere dediki,o bilgin bir sihirbazdır-Şuara 34
Çevresi demek bütün dünya demekse o zaman Firavunun çevresindeki insanlar demek bütün dünya insanları demek mi?Firavun bütün dünyayamı seslenmiş oluyor çevresine seslendiğinde.
Onlara katı davransaydın senin çevrenden(havlike-حَوْلَِك) dağılır giderlerdi-Ali İmran 159
Çevre demek bütün dünya demekse,Muhammedin çevresinden dağılmaları demek dünya dışına savrulmaları,uzaya gitmeleri demek mi?Oysa bu kelime yakını,yöresi gibi anlamlara gelir.Yakınında olan ve fazla uzağında olmayan anlamındadır.
Arşının çevresinde(havli-حَوْلِ) melekler vardır-Zumer 75
Onlar arşı tutuyorlar çevresinde olanlar-Mümin 7
Onları cehennemin çevresine(havle-حَوْلَ) getireceğiz-Meryem 68
**************************
Ayrıca Mekkenin çevresinin Araplarla sınırlı bir çevreden ibaret olduğu bellidir:
Kent halkı ve çevresinde(havlekum-حَوْلَكُم) yaşayanlar Arap olan kimselerdir(min el Arabi-مِّنَ الأَعْرَابِ) ve içlerinden bazıları münafıklık içindedir...Tevbe 101
Kent halkı ve onun çevresinde(havlehum-حَوْلَهُم) olan Araplar(min el Arabi-مِّنَ الأَعْرَابِ),resulden geri kalmamalıdır-Tevbe 120
   Bu iki ayete genelde ayette olmayan bedevi kelimesini uydurup eklerler.Oysa bu ayetlerde bedevi kelimesi yoktur.Direkt Arap olan kimseler der bu iki ayet.
Kuran'ı Arapça indirdik ki,ana kent(mekke) ve çevresini uyarabilesin-Şura 7
Bu son ayet Kuranın Arapça inmesinin sebebi olarak Mekke ve çevresinin Arapça konuşanlardan ibaret olmasını gerekçe göstermektedir.Yani Mekke ve Çevresi Arapça konuştuğu için,Mekke çevresini uyaracak kitapta Arapça olmalıdır.Eğer mekke çevresi bütün dünya demek olsaydı,bu ayete bakarak bütün dünya Arapça konuşuyor sonucuna varmamız gerekecekti.Yani Arapların yöresi,yakın civarı anlatılıyor bu kelimeyle:Arapların yöresindeki şehirler kastediliyor.
Sizin çevrenizde(havlekum-حَوْلَكُم) olan şehirleride mahf ettik-Ahkaf 27
Çevre bütün dünya olsaydı o zaman bu ayet dünyanın bütün şehirlerini mahfettik anlamına gelecekti.Onun için bu kelimeye Arap yöresi,Arap coğrafyası anlamı vermenin ötesine geçmek çok saçma sonuçlar doğuracaktır.
************
TEK ANA KENT YOK PEK ÇOK ANA KENT VAR:Yani her kavmin bir ana kenti ve çevre kentleri var.Yahudilerin Kudüs,Arapların Mekke v.b.
Ve her kavmin ana kentine ve çevresine ayrı bir peygamber gerekiyor:
Rabbin memleketlerin ana kentlerine ayetleri okuyup anlatan peygamberler göndermedikçe,o memleketlerin halklarını helak etmez/sorumlu tutmaz-Kasas 59
Onun için bir kavmin ana kentinin çevresi bittiği yerde diğer kavmin ana kentinin çevresi başlar.Mekkenin çevresi bitince Kudüsün çevresi başlar.Tıpkı bir mescidin çevresi ile diğer mescidin çevresinin farklı olması gibi.Mescidi haramın çevresi ayrı Mescidi aksanın çevresi ayrıdır.
Kulunu Mescidi haramdan mescidi aksaya yürüttü.Mescidi aksanın çevresini(havlehu-حَوْلَهُ) mubarek kılmıştır-İsra 1
Aslında anlatılmak istenen bir kavmin her şehrine değil sadece ana kentine peygamber yollanacağıdır.Ana kente yollanan peygamberin o kavmin çevre kentlerinede yollanmış olacağıdır.
Dileseydik elbetteki her beldeye ayrı bir peygamber yollardık-Furkan 51
Ama hayır bunu yapmıyoruz diyor.Bir kavmin sadece ana kentine peygamber yolluyoruz diyor.

Büyük patlama Kuran'da yoktur

Kuran’ı zorla modern bilime uydurma çabası arttı.Kuran evrenin genişlemesi olayını(big bang) bilim adamları keşfetmeden önce haber vermiştir diyebilmek için,iki ayeti anlamından saptırdıklarını görüyoruz:Zariyat 47 ve Enbiya 30
1-Zariyat Suresi 47.ayetteki gök kelimesini evren diye çevirerek,kapsayıcı gücümüz var kelimesinide genişletmekteyiz şeklinde çevirerek hileli bir ayet yorumuna ulaşıyorlar.Ve ayeti aşağıdaki gibi veriyorlar:
Evreni biz kurduk ve biz onu genişletmekteyiz-Zariyat 47
Oysa durum hiçte bu şekilde değildir.Ayet gök(sema) demektedir ve aşağıdaki gibidir:
Göğü biz bina(بَنَيْنَاهَا) ettik.Ve biz kapsayıcı bir gücün sahibiyiz-Zariyat 47
Zariyat 47.ayetin gerçek tercümesi budur ve 1990 öncesi tercümelerde bu şekilde geçmektedir.Elmalılı Hamdi,Abdulkadir Gölpınarlı,Hasan Basri Çantay bu şekilde vermişler.Ve ayetten göğün genişlemesi anlamının çıkarılması imkansızdır.Çünkü bunun tam tersi bir anlam yükleyen bir kelime var ayette:bina kelimesi.Bina etmek yani sabit ve sağlam kılmak,sabitlemek(-بَنَيْنَاهَا-beneyna ha=bina etmek,sabit ve sağlam kılmak)Siz hiç sürekli genişleyen bir bina gördünüzmü?
 Zariyat 47.ayette  le müsuine(لَمُوسِعُونَ) kelimeside elbetteki kapsayıcıyız,elbetteki kuşatıcıyız anlamına gelir.Mekandan ziyade iradesel eylem ve yeteneklerin kapsayıcılığını anlatır. Mekansal genişlik için kullanılan kelime arduha kelimesidir ve bu ayette geçmemektedir.arduha(عَرْضُهَا)=genişlik.Arduha kelimesi Ali İmran 133 ve Hadid 21.ayetlerde vardır.Zariyat 47. ayette arduha(عَرْضُهَا) kelimesi yoktur.
Zariyat Suresi 47.ayet açıkça gökyüzünü bina gibi sabit yaptık diyor ve hiç bir bina genişlemez.Kuran açıkça evreni sabit bir bina olarak görmekte ve yıldızlarla dolu gökyüzünü evrenin tavanı olarak görmektedir.Hiç bir bina genişlemediği gibi,binanın tavanıda genişlemez.Genişlemeyen bir gök tasviri.
”Ve yükseltilmiş tavana and olsun-TUR 5”
”Ve göğü nasılda yükseltmişiz-GAŞİYE 18”
”Onu yükseltti ve onu bir tavan yaptı-NAZİAT 28”
 Yıldızlarla süslü bir tavan.
Biz dünyaya yakın göğü,bir süsle,yıldızlarla süsledik-SAFFAT 6
 Yani yıldızlarla süslü ve yerden yükseltilmiş bu tavan(uzay) genişlemiyor.Sabit bir bina gibi.Hatta o kadar fazla bina gibi ki;yer üzerine çökme tehlikesi var.
…Göğü de o tutar,yer üzerine düşmesin diye . HACC 65
Ve göklerle yer arasındaki mesafe değişmezdir.Sabittir.Çünkü gökler ve yer arasındaki mesafenin alan büyüklüğünü ifade etmek için,sabit ölçü birimi olarak kullanılır.
...genişliği göklerle yer arası kadar olan cennete koşun-Ali İmran 133
...Cennetin genişliği gökle yerin genişliği kadardır.Allah’a ve Rasulüne iman edenler için hazırlanmıştır-Hadid 21
 Ve yine gökler ve yer arası mesafe sabit olduğu içindirki meleklerin ve ruhun hızı,sürekli aynı sürede en yüksek göğe erişmelerini sağlıyor:
Melekler ve Ruh oraya,miktarı ellibin yıl olan bir günde yükselip çıkar-Mearic 4
                                  #################################
2-Enbiya Suresi 30.ayete yanlış anlam yüklüyorlar.Gökler ve yer bitişikken biz onları ayırdık sözünden yola çıkarak;bakın büyük patlama anında her şeyin küçük bir noktada bir arada oluşunu,bitişik oluşunu Kuran önceden bilmiş diyorlar.
İnkâr edenler,göklerle yer bitişikken,bizim onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi?Hâlâ inanmayacaklar mı?-Enbiya 30
 Buradan ne anlamalıyız?Gökler ve yer bitişikti derken;evrenin genişlediğini,büyük patlama anında her şeyin bir arada bulunduğunu mu anlatıyor?Yıldızlı gök’ün dünya zemininde olduğunu,sonra dünyadan yukarı doğru yükseltilişini görmekteyiz burada.Hepsi bu.Göklerle yerin bitişik olması derken;yıldızlı gökyüzünün dünya zemininde olduğunu ve buradan direksiz yükseltildiğini anlatıyor.
Biz dünyaya yakın göğü,bir süsle,yıldızlarla süsledik-SAFFAT 6
Kuran gökler ve yer bitişikti derken;bu yıldızlı göğün yerden yükseltiğini,bir zamanlar yer zemininde bulunduğunu söylüyor.Burada büyük patlama yok, direk kullanmadan yükseltme var.
Göğü Allah yükseltti ve düzenini o kurdu-RAHMAN 7
Ve yer üzerinden yükseltilen bu yıldızlı göğün çökme tehlikesinden bahsediyor.Bu yerden yükseltilen yıldızlı gök’ün yer üzerine çökme tehlikesi vardır;bu sebeple Allah’ın göğü sürekli tutması gerekmektedir.
…Göğü de o tutar,yer üzerine düşmesin diye-HACC 65
Kuran’ın bakış açısına göre yeryüzü evrenin tabanıdır,zeminidir.En alt kısmıdır.Gökte bu zemin üzerine kurulu bir tavandır.Bina edilmiş bir tavandır.
Ve yükseltilmiş tavana and olsun-TUR 5
Ve göğü nasılda yükseltmişiz-GAŞİYE
Onu yükseltti ve bir tavan yaptı-NAZİAT 28

Yani yıldızlı gökyüzü dünyanın her tarafını saran bir uzay değilde,dünyadan yükseltilmiş bir tavandır.Ayette anlatılan budur.(Bu çok yanlıştır.Çünkü yıldızlı gök dünyadan daha önce vardı ve dünyadan yükseltilmedi.Hatta dünyanın kendisi bu yıldızlı gökten gelen parçalardan oluştu)
Böylece onları,iki günde yedi gök olarak yarattı ve her göğe görevini vahyetti.Ve biz,yakın göğü kandillerle(yıldızlarla) donattık,bozulmaktan koruduk-Fussilet 12
Biz dünyaya yakın göğü,bir süsle,yıldızlarla süsledik-SAFFAT 6
…Göğü de o tutar,yer üzerine düşmesin diye-HACC 65

Evet Kurana göre yıldızlı gök yer üzerindeydi,sonra Allah onu en aşağıdaki dünyadan yükseltti ve kendisi bu göklerin en yüksek kısmına yerleşti.Eğer dünya en aşağısı,gökte en yukarısı olmasaydı göğün yer üzerine düşmesi söz konusu olamazdı.Kuran dünya ile uzay arasındaki ilişkiyi aşağısı ve yukarısı şeklinde algılıyor.Yıldızlı gökyüzü en aşağıdaydı ve aşağıdan yükseltildi.Ve tekrar aşağı düşme tehlikesi var.
   Göğü Allah yükseltti ve düzenini o kurdu-RAHMAN 7
...Göğü de o tutar,yer üzerine düşmesin diye-HACC 65

Dünyada su üzerindeydi bütün gökler.Sonra Allah onları direksiz yükseltti ve en yüksek gök’e kendisi yerleşti.Melekler ve Ruh 50.000 yılda bu en yüksek gök’e ulaşıyorlar.Kuran’ın evren senaryosu budur.Yani Kuran’a göre dünya evrenin en alt zemini,gökte evrenin yukarı kısmıdır.Cebrail ve melekler en alttan,yani dünyadan en üstteki gök’e gidip gelmektedirler.
Melekler ve Ruh oraya,miktarı ellibin yıl olan bir günde yükselip çıkar-Mearic 4
En yüksek gök Allahın yerleşim yeridir.ala el arşi(عَلَى الْعَرْشِ)=en yüksekteki gök.
O,hanginizin amelinin daha güzel olacağı konuusunda sizi imtihan etmek için,kendi göğü su üstündeyken, gökleri ve yeri altı günde yaratandır-Hud 7
Allah gökleri direksiz olarak yükseltti ve en yüksekteki göğe yerleşti-Rad 2
Gökleri,yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde yaratan,sonra en yüksekteki göğe yerleşen Rahman’dır.Bunu bir bilene sor-Furkan 59
Yüksekte olan Allaha-Meariç 3
Gökte olanın sizi yere batırmayacağından eminmisiniz?-Mülk 16