arap kavmi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
arap kavmi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Aralık 2019 Cuma

Kuran sadece Arap kavmi içindir-Kavimci Kuran

Kuran'da 'hangi kavmin diliyle indirilmişse sadece o kavim sorumludur' anlamına gelen ayetler var.
*Her peygamberi başka değil,sadece kendisiyle aynı dili konuşan kendi kavmine  göndeririz.Böylece onlara anlatabilmesini mümkün kılarız-İbrahim 4
Demek ki her kavmin ayrı bir dili var;Japon kavminin dili Japonca,Arap kavminin dili Arapça.Muhammet'de Arap kavminin diliyle Arap kavmine gitmiştir.
*Kuran senin için ve kavmin için bir öğüttür.Sen ve kavmin ondan sorumlu tutulacaksınız-Zuhruf 44
Bütün kavimler içindir demiyor.Eğer bütün kavimler için olsaydı,bütün kavimler içindir derdi.Kimlerin sorumlu olduğunu belirtme gereği duyan bu ayet,bütün kavimler ondan sorumludur demiyor.Üstelik bir önceki ayet,yani İbrahim 4 ayeti aşağıdaki gibi de okunabilir:
*Her kavme başka değil,sadece o kavmin kendi dilini konuşan birini peygamber seçer,o kavmin içinden birini seçer.Onlara böylece beyan eder-İbrahim 4
  Ve böylece o kavimler,bu peygamber bize yabancı,dili de bize yabancı mazaretini sunamazlar.Bu kurala göre Japon kavmine de Japon kavminden olmayan bir peygamber gönderilmemelidir,anadili Japonca olmayan bir peygamber gönderilmemelidir.Muhammet bu kuralın dışında olsaydı ayet bunu belirtirdi.Muhammet istisnadır,onu bütün dillere ve bütün kavimlere gönderdik derdi,ama demiyor.Aksine her peygamber diyerek Muhammet'i de bu kurala dahil ediyor.Bu ayete nasıl bakarsanız bakın,kavmin diliyle peygamberin dili aynı olmalıdır,farklı olmamalıdır sonucu çıkıyor.Çünkü ayette illa(إِلاَّ) olumsuzluk eki vardır ve kural koymak için kullanılır.İlla(إِلاَّ)=bunun dışında olamaz,bundan başka türlü olamaz.illâ bi lisâni kavmihî(إِلاَّ بِلِسَانِ قَوْمِهِ)=kavmin lisanından başkasıyla olamaz.
*Eğer onu Arapça bir Kuran kılmasaydık;'neden dilimizde inmedi,Arap olana Arapça olmayan bir Kuran olurmu hiç' diyeceklerdi-Fussilet 44
Bu ayete göre Arapça inmeseydi,Arap kavminin neden dilimizde inmedi deme hakkı olacaktı.O zaman Japon kavmininde Japonca inmeyen bir kitap için''neden dilimizde inmedi,Japon olana Japonca inmeyen kitap olurmu'' deme hakları var.Ayetin,yabancı dilde inen mesaja itiraz hakkı vermesi,yabancı dilde inen mesajdan sorumlu tutulamazsınız demektir,hangi kavmin diliyle inmişse sadece o kavim sorumludur demektir.Onun için Zuhruf 44 diyor ki:Kuran senin için ve kavmin içindir,sen ve kavmin ondan sorumlu tutulacaksınız.Bütün kavimler içindir demiyor,bütün kavimler ondan sorumludur demiyor.
*Kuranı senin lisanınla(Arap lisanıyla) kolaylaştırdıkki onunla muttaki olacakları müjdeleyebilesin ve böylece inatçı olan bir kavmi uyarabilesin-Meryem 97
Demek ki basitleştirilmiş bir Arapça kitap olmasaydı o kavmi uyaramayacaktı,böylece o kavimden hiç kimse muttaki olamayacaktı.Bu kavim hangi kavimdir?Japon kavmimi?Arap kavmimi?
*De ki: "Ey kavmim!Bulunduğunuz yerde elinizden geleni yapın..."-Zumer 39
Ey kavmim diye Arapça seslendiği bu kavim hangi kavimdir?Arapça hangi kavmin dilidir?
*Eğer onu Arap olmayan birine indirseydik ve gelip onlara okusaydı,hiçbiri ona iman etmezdi-Şuara 198,199
  Demekki Arap kavmine Arap bir peygamberle ve apaçık bir Arapçayla seslenmek gerektiğini biliyor.O halde Japonlarada apaçık Japonca konuşan Japon bir peygamberle seslenmek gerektiğini de biliyordur.
*Ve onlardan önceki toplumlarda sapıtmışlardı-Saffat 71
*Onlara da KENDİ İÇLERİNDEN uyarıcı peygamberler göndermiştik-Saffat 72
Ad kavmine Ad kavminin içinden,İsrail kavmine İsrail kavminin içinden peygamber gönderilmişti.Hiç bir kavme yabancı kavimden peygamber göndermez,göndermemelidir.Kuran'ın ölçüsü böyledir.
*...cehennemin bekçileri onlara sorar,“Size,Rabbinizin âyetlerini okuyan ve size uyarıda bulunan KENDİ İÇİNİZDEN peygamberler gelmedi mi?”...Zumer 71
 Araplar bu soru karşısında 'evet bize kendi içimizden Arap bir peygamber geldi' diyebilirler.Japonlar,evet bize kendi içimizden Japon bir peygamber geldi diyebilecek mi?
*Rabbin memleketlerin ana kentlerine ayetlerini okuyup anlatan peygamberler göndermedikçe o memleketlerin halklarını helak etmez/sorumlu tutmaz-Kasas 59
 Japon memleketinin ana kenti olan Tokyo'ya Japonca konuşan bir peygamber gitmediyse,Japon kavmi sorumlu tutulmayacaktır.Muhammet sadece Arap memleketinin ana kentine gittiği için,sadece Arap kavminin diliyle Arap kavmine gittiği için,onun mesajındanda sadece Arap kavmi sorumlu tutulmaktadır.
*Kuran'ı sizin  akledebilmeniz için Arapça indirdik-Yusuf 2
Ayeti Japonlara uygularsak;siz Japonlar  akledebilesiniz diye Arapça indirdik.Uyuyormu hiç?Arapça inmese hangi kavim akıl edemeyecekti?Demekki Arapça inmese Arap kavmi yeterince akıl edemeyecekti.Mesajın indirildiği dille sorumlu tutulacak kavmin dilinin aynı olması gerekiyor,farklı olmaması gerekiyor(İbrahim 4) diyen ayeti hatırlayalım.Akledebilmeniz için Arapça indirdik ifadesindeki asıl sorun;sadece Arapların akıl edebilmesini umursuyor oluşudur.Arap olmayanın akıl etmesini gündeme almıyor.Akledebilmeniz için Türkçe indirdik şeklinde olsaydı Araplar bunu nasıl karşılardı?
*Ve bunu başka değil,pürüzsüz Arapça yaptık ki korunabilsinler-Zumer 28
Demekki Kuran pürüzsüz Arapça olmasaydı Arap Kavmi korunamayacaktı.Bu durumda pürüzsüz Arapça inmeyen Arap dini olamayacaktı.Arapların korunabilmesi için pürüzsüz Arapça bir kitap inmesi gerekiyorsa,Japonların korunması içinde pürüzsüz Japonca bir kitap inmesi gerekiyor.Pürüzsüz Japonca inmediği için Japon dini olamayacaktır.Bu ayet,korunabilmeniz için pürüzsüz Japoncanın dışında indirmedik şeklinde olsaydı Arapların tepkisi nasıl olurdu?Burada sorun Arapça oluşu değil,sadece Arapların korunmasını gündeme almasıdır.Arap olmayanların korunmasını gündeme almıyor.Hangi kavmin diliyle inmişse sadece o kavim korunabilir,ve sadece o kavim sorumludur.Onun için Muhammet mahşer günü sadece kendi kavmine değinecek:
*Peygamber der ki: Ey Rabbim!Benim KAVMİM bu Kur’an’ı terk etti-Furkan 30
Görüldüğü gibi diğer kavimler Muhammed'in gündeminde yoklar,sorumlu değiller.
*Senide ataları uyarılmamış olan ve bu sebeple gaflet(bilgisizlik) içinde kalmış o bir kavmi uyarman için gönderdik-Yasin 6
Eğer bütün kavimleri uyarmak için olsaydı,bütün kavimleri uyarman için indirdik derdi.
*Kitâbun fussilet âyâtuhu kur’ânen arabiyyen li kavmin ya’lemûn-Fussilet 3
*Bu kitap;ayetleri ayrıntılı Kuran,bir kavmin bilecek olması için Arapçadır-Fussilet 3
Buradada bütün kavimler içindir demiyor,bütün diller içindir demiyor.Dinciler bu ayeti bilen bir kavim için Arapçadır şeklinde çevirirler.Ve kavim kelimesinde nekre var derler,hangi kavim olduğu belli değil derler.Bu çok ucuz bir kıvırmadır.Nekre(cins isim) her zaman belirsizlik bildirmez.Nekredeki belirsizlik anlam bütünlüğü ile ortadan kalkar.Fussilet 3.ayette,bir kavim için Arapçadır dediği zaman;Japon kavminin değil Arap kavminin kastedildiğini anlarız.Çünkü,Arapça Japon kavminin değil Arap kavminin dilidir.İbrahim 4 ayetini hatırlayın:kavmin diliyle peygamberin dili aynı olmalıdır.Arapça hangi kavmin dilidir?Arapça kelimesi kavim kelimesindeki belirsizliği kaldırıyor.Tevrat'ı bir kavim için İbranice gönderdik derseniz,burada da kavim nekredir(cins isimdir) ama burada herhangi bir kavmin değil,İbranice konuşan İsrailoğulları kavminin kastedildiği anlaşılır.Nekredeki belirsizlik kalkar.Ve tek kavim içindir diyen ama nekre kullanmayan ayetler de var.Zuhruf 44 ayetinde,Kuran senin kavmin içindir(li kavmike-لِقَوْمِكَ) diyor ve buradaki kavim kelimesinde nekre yoktur,tenvinle bitmiyor.Meryem 97 ve Yasin 6 da tek kavmi(kavmin-قَوْمًا) uyarman için derken nekre kullanmıyor,tenvin yoktur.
  Ve Fussilet 3.ayetteki ye-alemu kelimesine bilen anlamı vermeleride son derece yanlıştır.Alemu bilmiş olan anlamına gelir,mazi fiildir.Ama başına ye ekleyip ye-alemu-n(yalemun) dediğinizde henüz bilmediğini,bilmeye yeni başladığını ve gelecekte bilir hale geleceğini söylemiş olursunuz.Yani muzari fiile çevirmiş olursunuz.Onun için bilen bir kavim değil,bir kavmin bilecek olması için demek gerekiyor.Aksi halde ye-alemu değil alemu derdi.(Bakınız:alem kelimesinin çekimleri;ya da Arapçada bilmek fiilinin çekimleri).Ve Yasin 6'ya bakarsanız,henüz bilen bir kavim değil,ataları uyarılmamış ve bilgisizlik(gaflet) içinde kalmış bir kavimdir.
   ve mâ enzelnâ=ve biz indirmedik,aleyke el kitâbe=sana kitabı,illâ=den başka,li tubeyyine=açıklaman için,lehum=onlara,ellezî ihtelefû=ihtilafa düşmüş/düştükleri,fî-hi=ona dair/onun hakkında,ve huden=ve hidayet,ve rahmeten=ve rahmet,li kavmin=bir kavim için,yu'minûne=iman etmeleri/müminlik
*Kitabı sana başka şey için değil,sadece kendi arasında ihtilaf yaşayan bir kavim için(li kavmin-لِّقَوْمٍ) uyarı yapasın diye indirdik.Hidayet ve rahmet olarak,iman etsinler-NAHL 64
Bu ayeti aynen böyle çevirmeleri gerekiyor,ama bunu yapmıyorlar.Ayetin Arapça metninde li kavmin(bir kavim için-لِّقَوْمٍ) sözü var ama ayetin Türkçe çevirilerinde yok.Kitap sürekli bir kavim için(li kavmin) diyorsa,hiç bir zaman bütün kavimler için demiyorsa,kitap kafayı bir kavimle bozmuş demektir.
Li=onun için.Kavmin=tek kavim,bir kavim.Li kavmin=bir kavim için./Bakara 22=li Allahi(اْ لِلّهِ)=Allah için/Bakara 110=li enfusikum(لأَنفُسِكُم)=kendiniz için/Bakara 185=Li tukmilu(لِتُكْمِلُواْ)=tamamlamanız için/Bakara 188=li tekulü(لِتَأْكُلُواْ)=yemeniz için/Li kavmin(لِقَوْمٍ)=bir kavim için.Başta Lİ var ve kavim tekil halde.Hem eski Arapçada hemde günümüz Arapçasında bir kavim için demenin yolu Li kavmin demektir.Kitap bir kavim içindir.

Kavim Nedir?

Kuran Arap kavmi için düzenlendim diyor.Kavim kelimesine yakından bakmalıyız.Ve kavim soydaşlıktır,kan bağıdır,akrabalık ilişkisine dayanır.Aynı soydan gelmek ve aynı dili konuşmak esaslarına dayalıdır.Kuran kavim kelimesini böyle tanımlar.
-Kuran senin için ve kavmin için bir öğüttür.Sen ve kavmin ondan sorumlusunuz-Zuhruf 44 KURAN
   Kuran'da kavim etnik bir kavramdır,ırksal bir kavramdır.
1-Her kavmin kendine ait bir dili var.Kavim aynı dili konuşmakla ilgilidir.(İbrahim 4 KURAN)
2-Her kavmin kendine ait ataları var.Kavim aynı atalardan gelmekle ilgili.(Yasin 6 KURAN)
3-Her kavmin kendi zürriyeti var.Kavim aynı zürriyetten(döl,soy) olmakla ilgi.(Enam 133 KURAN)
-Her kavme başka değil,sadece o kavmin kendi dilini konuşan birini peygamber seçer,o kavmin içinden birini seçer.Onlara böylece beyan eder-İBRAHİM 4 KURAN
-Her peygamberi başka değil,sadece kendisiyle aynı dili konuşan kendi kavmine göndeririz.Böylece onlara anlatabilmesini mümkün kılarız-İBRAHİM 4 KURAN
  Kuran pek çok kavim olduğunun farkında.Kavimlerin birbirinden farklı dillere sahip olduğunun farkında.Her kavmin kendine ait bir dili var.Örnek verecek olursak;Almanca konuşan Alman kavmi vardır,Japonca konuşan Japon kavmi vardır,Arapça konuşan Arap kavmi vardır.
-Kuranı senin lisanınla(Arap lisanıyla) kolaylaştırdıkki onunla muttaki olacakları müjdeleyebilesin ve böylece inatçı olan bir kavmi uyarabilesin-Meryem 97
Görüldüğü gibi;her kavmin kendine ait kendi dili vardır.Kavim aynı dili konuşmakla ilgilidir.
-Senide ataları uyarılmamış olan ve bu sebeple gaflet içinde kalmış o bir kavmi uyarman için gönderdik-Yasin 6 KURAN
Öteki kavimlerin ataları uyarılmış,ama Muhammed'in kavminin ataları uyarılmamış.Demekki her kavmin kendi ataları var.Diğer kavimlerin atalarından farklı olarak.O halde kavim aynı atalardan gelmekle ilgili.Soydaşlıkla ilgili.
   Ve Kavim zürriyettir.Soydaşlık,aynı soydan,aynı dölden gelmekle alakalıdır
-Dilerse sizi giderir ve sizin yerinize başka bir zürriyete sahip başka bir kavim getirir.Tıpkı sizi zürriyeti başka olan bir kavmin yerine getirdiği gibi-Enam 133-KURAN
Kavim etnik vurgu için kullanılır ve bu gibi ayetler etnik yapıdan soyutlanarak belirsiz bir topluluk olarak çevirilemezler.Açıkça görülüyorki kavim soydaşlıktır,kan bağıdır,akrabalık ilişkisine dayanır.

Cinlerden bahsetmesi Kuran'ı evrensel yapmaz

 Kuran'ın Arap kavmine özel olduğunu söyleyen ayetler vardır.Bazı kişiler buna itiraz ediyorlar cinleri örnek gösteriyorlar.
Peygamberin diliyle kavmin dili aynı olmalıdır,farklı olmamalıdır(İbrahim 4),her kavmin kendi dilinde inmeyen mesaja itiraz hakkı vardır(Fussilet 44),Kuran sadece Muhammet ve Arap kavmi içindir(Zuhruf 44).Bu ayetler ve benzeri ayetler onun kavimsel olduğunu,Arap kavmine özel olduğunu gösteriyorlar.Buna itiraz edenlerden bazıları şöyle diyorlar;Madem Kuran sadece Arap kavmine gelmiştir o zaman neden cinlere göndermede bulunuyor?Buna iki şekilde cevap verilebilir:
1-Cinler insan kavmi değilki insan kavimlerine uygulanan kriterler cinlerede uygulansın.
2-Kuran'ın cinlerden bahsetmesi,cinlerde Kuran'dan sorumludur anlamına gelmez.
 Hani cinlerden bir gurubu, Kur´an´ı dinlemeleri için sana yöneltmiştik.Kur´an´ı dinlemeye hazır olunca (birbirlerine) «Susun» demişler,Kur´an´ın okunması bitince uyarıcılar olarak kavimlerine dönmüşlerdi(Ahkaf 29)
Burada cinler Arapça Kuranı dinleyip anlayabiliyorlar.Demekki dil konusunda insanlardan farklı bir yeteneğe sahipler.Belkide bütün dilleri anadilleri gibi anlayıp
konuşabiliyorlardır.Oysa insanlar bunu yapamıyorlar.Bundan dolayı insanlara uygulanan kriterler bazı konularda cinlere uygulanmayabilir.Hatta insanlarda olmayan bir diğer yetenekleride o zamanda bile gökyüzünde yolculuk yapabilmeleridir.Cin suresi 9.ayette bunu açıkça görüyoruz.
 Artı Ahkaf 29. ayet cinlerde Kuran'dan sorumludur demiyor,cinler Kuran'ı dinledi diyor.Aynı şekilde Tevrat'ıda dinlediklerini bir sonraki ayet söylüyor zaten.Tevrat'ı dinlemeleri Tevrat'tan sorumlu olduklarını göstermez.Kuran'ı dinlemiş olmalarıda Kuran'dan sorumlu olduklarını göstermez.
Dediler ki:“Ey kavmimiz!Şüphesiz biz, Mûsâ’dan sonra indirilen, kendinden önceki kitapları doğrulayan,gerçeğe ve doğru yola ileten bir kitap dinledik.”(Ahkaf 30)
 İnsanlara cinlerden bahsedildiği gibi cinlerde kendi kavimlerine gidip insanlardan bahsediyorlar,insanlarada peygamber ve kitap geldiğinden bahsediyorlar.Yani cinlerin gidip Musa ve Muhammet'e kitap inmiştir demeleri,cinler Musa ve Muhammet'in kitabından sorumludur demek değildir.Cinlerin gidip öteki cinlere insan kitaplarından bahsetmesi başkadır,insan kitaplarından cinlerde sorumludur demesi başkadır.Burada söz konusu edilen sadece cinlerin gidip öteki cinlere insan kitaplarından bahsetmesidir.Nasılki Kuran Tevrat'tan bahsediyor diye müslümanlar  Tevrat'tan sorumlu olmuyorsa,aynnı şekilde cinlerin gidip Kuran ve Tevrattan bahsetmeleride cinler Kuran ve Tevrat'tan sorumludur anlamına gelmiyor.
  “Ey kavmimiz! Allah’ın davetçisine uyun,ona iman edin ki,günahlarınızı bağışlasın ve sizi elem dolu bir azaptan kurtarsın.”(Ahkaf 31)
Burada cinlerin kendi içinden olan cin davetçiye uymaları söyleniyor.Çünkü insan kavimlerinin uyarıcı peygamberinin kendi içinden olması gerektiği gibi,cin kavimlerininde uyarıcısının kendi içinden olması gerekir.Enam 130 bunu doğruluyor.
Ey cin ve insan toplulukları!Size kendi içinizden âyetlerimi anlatan ve bu gününüzün gelip çatacağı hakkında sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?”...(Enam 130)
  Cin suresi 14.ayette cinlerin;''içimizde Allaha teslim olanlar(muslimune) ve sapanlar var'' demesindeki elmuslimun(teslim olan) sözüde sizleri aldatmamalıdır.Kendi içlerinden gelen cin elçinin mesajına teslim olmayı kastediyor.Zaten bu teslim olma durumunun Kuranla tanışmadan önce gerçekleştiği ayetlerden anlaşılıyor.İbrahim Allaha teslim olmuştu(muslimen) ayetindeki gibi(Ali İmran 67),Kuranla ilgili olmayan bir teslim olma durumu.
  Ve aynı iddia ehli kitap içinde öne sürülür.Madem Kuran Arap kavmine özeldir o zaman neden ehli kitap(Yahudi ve Hristiyanlar) kimselere seslenen ayetler var diyorlar.Ve yine yanlışa düşüyorlar.
  Ey ehli kitap:elçimiz sizin karşınıza geldi.Elçilerin arası açıldı,bize gelenlerden başka elçi gelmemiştir demeyin.İşte yeni elçimiz geldi(Maide 19)
   Bu ve benzeri ayetler ehli kitaptan yeni elçiyi ve yeni kitabı inkar etmemelerini istiyor sadece.Kendi kitaplarınıza ve kendi şeriatinize uyun,yeni şeriate uymak zorunda değilsiniz,ama yeni şeriatide kötülemeyin diyor.İnkar etmeyin diyor.Hepsi bu.Yani müslümanın Tevrat şeriatına uyma zorunluluğunun olmaması gibi.Müslüman Tevrat şeriatine uymasada Tevratı inkar etmemelidir,Tevrat diye bir kitap hiç inmemiştir diyemez,Tevrata da inanmak zorundadır.Aynı şekilde ehli kitapta Kuran şeriatına uymakla zorunlu değildir,ama Kuran diye bir kitap inmedi dememelidir,inanmakla sınırlı bir sorumluluğu vardır.Allah herkesi aynı şeriatte birleştirmek istemez,herkes kendine inen kendi şeriatine uymalıdır(Maide 48)
 ...Sizden her biriniz için farklı bir şeriat ve yol koyduk.Eğer Allah dileseydi,elbette sizi tek bir ümmet yapardı.Fakat verdiği şeylerde sizi imtihan etmek için ümmetlere ayırdı.Öyleyse iyiliklerde yarışın.(Maide 48)  
 Onlar kendi şeriatlerine uymalılar,kendilerine inene uymalılar.
Ey kitap ehli:Tevratı ve İncili,ve onlardaki her şeyi(وَمَا-vema-ve her şeyi),size indirileni  hakkıyla uygulayın...(Maide 68)
Maide 68 sadece Tevrat ve İncil'in adı geçiyor,Kuran'ın adı geçmiyor.Ve size indirilene uyun deniyor.Hem size indirilene hemde bize indirilene uyun demiyor.Çünkü Kuran kitap ehline seslenirken size inen(Tevrat ve İncil) ve bize inen(Kuran) ayrımı yapıyor(Ankebut 46).Oysa Maide 68 sadece size inene uyun diyor.
...Kitap ehline şöyle deyin: “Biz,size indirilene de,bize indirilene de inandık.Bizim ilâhımız ve sizin ilâhınız birdir(Ankebut 46)
  Onlar Tevrat varken Muhammet'ten hüküm istememelidirler,Tevrat hükümlerini uygulamaları yeterlidir.
İçinde Allah ın HÜKMÜ BULUNAN TEVRAT ELLERİNDE varken,gelip senden hüküm vermeni istemesinler...(Maide 43)
Görüldüğü gibi onlar kendi kitaplarına ve kendi şeriatlerine uymalıdırlar.

Enam 19:Arap kavminden olan her bir kimseyi uyarmak

 Kuran'ın Arap kavmine özel olduğunu anladıkları için bunu örtbas etmeye çalışıyorlar.Sanki Enam 19 bütün dünyadaki her bir kimseyi uyar demiş gibi sahte bir algı oluşturuyorlar.
Bu Kuran kendisiyle sizi uyarmam içindir ve her bir kimseye(ve men-وَمَن) anlatayım diye(belaga-بَلَغَ)/hiç birinizi ayırmadan-Enam 19
  Öncelikle ayette her bir kimse sözü belagat(bi-lugat) sözüyle bağlantılı kullanılmış.Bu sınırlama demektir.Bir Japon'a belagat yapamazdı,Japon lugatını bilmiyordu.Aşağıda göreceğimiz gibi Muhammet sadece Arap lugatıyla belagat(bi-lugat) yapabilmektedir,sadece Arap kavmine belagat(bi-lugat) yapabilmektedir.(Belagat/bi-lugat=aynı dili kullanarak dillendirme,lisanlama).
Lugat ül Arabiyye=Arap dili,Arap lisanı.Çünkü Luga dil(lisan) demektir.Araplar şöyle derler;Arif luga=Dili biliyor,lisanı biliyor.Belaga(biluga) demek dildaşlık demektir,lisandaşlık demektir.Onun için Enam 19'da bahsedilen her bir kimse;Arap kavminden olan her bir kimsedir,Arap lugatından her bir kimsedir,Arapça belagat yapılabilen her bir kimsedir.Belagat(bilugat) kelimesi Maide 67.ayette de kullanılmış ve kavimle ilgili kullanılmış.Belagat konusuna tekrar döneceğiz.
  Şimdi Enam 19 ayetindeki siz kelimesiyle her bir kimse kelimesinin bağlantılı olduğuna değinmek gerekiyor.Arapçada ve bağlacı Türkçedekiyle tamamen aynı değildir.Ve bağlacı bu ayette siz kelimesiyle her bir kimse sözünün bağlantısını gösteriyor.Sizden sözünü 2 kere kullanmamak için ve bağlacını kullanıyor.Ve bağlacının Arapçadaki bu rolü olmasaydı,siz kelimesini iki kere kullanması gerekirdi ve şöyle demesi gerekirdi:Bu Kuran sizleri uyarmam içindir ve sizden her bir kimseye anlatayım diye/hiç birinizi ayırmadan(enam 19).Yani ve kullanmasaydı siz kelimesini iki kere kullanması gerekirdi.Tıpkı şu örnekte olduğu gibi:elçi onlara kitabı ve hikmeti öğretiyor(Cuma 2).Kitap ayrı hikmet ayrı değildir.Kitabı öğretiyor ve kitabı öğretmekle hikmeti öğretmiş oluyor.Hikmet kitaptan ayrı değildir.Hikmet Kuran'ın kendisidir(Yasin 2)Kitap kelimesini iki kere kullanmamak için ve bağlacını kullanıyor.Ve bağlacının bu rolü olmasaydı şöyle demesi gerekirdi:elçi onlara kitabı öğretiyor ve kitabı öğretmekle hikmeti öğretmiş oluyor(cuma 2).Ve bağlacının bu rolü olmasaydı kitap kelimesini iki kere kullanması gerekirdi.Ve kullanıyor diye Hikmet ayrı kitap ayrı değildir.Ve kullanıyor diye siz ayrı her bir kimse ayrı değildir.Enam 19=Sizleri uyarayım ve sizden ulaştığım her bir kimseye anlatayım/sizleri uyarırken hiç birinizi ayırmadan bunu yapayım diye.Sadece Kureyş kabilesini yada sadece Mekkelileri değil,Arap kavminden her kime ulaşırsam onu uyarmam içindir anlamında.
  Ayette her bir kimse sözünün belagat(bi-lugat) sözüyle birlikte kullanıldığını tekrar hatırlayım.
  Belagat(bi-lugat) yani dillendirme,anlatabilir olma,yani lugatlama olayı Maide 67.ayettede var.
Ey resul sana indirileni anlat/belagat et(belaga-بَلِّغْ).Eğer anlatmazsan/belagat etmezsen(belagte-بَلَّغْتَ),işte o zaman elçiliğini yerine getirmemiş olursun.Allah seni bu insanlardan korur.Ve bu kavim kafir olursa Allahın hidayetinden mahrum kalır-Maide 67
Görüldüğü gibi kavimle belagat bir arada kullanılmış bu ayette.Belagat(bi-lugat) kavramı kavimle ilişkilendirilmiş halde.Ve zaten Muhammed sadece Arap kavminin diliyle belagat yapabilmektedir.
Ve onu emin bir ruh indirdi-Şuara 193
Uyarıcılardan olabilmen için-Şuara 194
Apaçık Arap lisanıyla-Şuara 195 (Bi lisânin arabiyyin mubîn)
Demekki apaçık Arap lisanında inmese Arap kavmine uyarıcılık yapamayacaktı.O halde apaçık Japonca inen bir kitaba sahip olmadığı için,Japon kavmine uyarıcılık yapamaz.Belagati yetersiz kalır.
Zaten Nahl 103 ayeti de Muhammed'in yabancı dil bilmediğini,sadece Arapça bildiğini yazar.
 “Bunu ona bir kişi öğretiyor” dediklerini biliyoruz.Oysa bahsettikleri o kişi Arapça bilmez,o kişi ve onun dili Araba yabancıdır.Ama bunun(Kuran'ın) dili apaçık Arapçadır-Nahl 103
  O kişinin Muhammed'e öğretim veremeyecek olmasının sebebi o kişinin Arapça bilmemesi olarak gösteriliyor.Buradan Muhammed'in sadece Arapça bildiği sonucu çıkar.Yabancı dilleri bilmediği sonucu çıkar.
*Hüküm peygamberin kavmiyle(Arap kavmiyle) sınırlı*
Bu kuran senin için ve kavmin için bir öğüttür.Sen ve kavmin ondan sorumlu tutulacaksınız-Zuhruf 44
Bütün kavimler içindir demiyor.Bütün kavimler ondan sorumludur demiyor.Eğer Enam 19 ayeti evrensel olsaydı;o zaman Zuhruf 44 bu şekilde olmazdı.Kuran bütün kavimler içindir,bütün kavimler ondan sorumludur şeklinde olurdu.Muhammed kavminin tamamına bildirimde bulunarak görevini tamamlamıştır:
Eğer yüz çevirirseniz; bilin ki ben, benimle gönderileni SİZE TEBLİĞ ettim.Rabbim dilerse SİZDEN BAŞKA BİR KAVMİ sizin yerinize getirir ve siz O’na bir zarar veremezsiniz-Hud 57
FORMÜL=Enam 19 ayeti ve benzeri ayetler;İbrahim 4.ayetle birlikte düşünülmelidir;
 Her peygamberi başka değil,sadece kendisiyle aynı dili konuşan kendi kavmine  göndeririz.Böylece onlara anlatabilmesini mümkün kılarız-İbrahim 4
Bu ayet aşağıdaki gibide okunup anlamlandırılabilir;
Her kavme başka değil,sadece o kavmin kendi dilini konuşan birini peygamber seçer,o kavmin içinden birini seçer.Onlara böylece beyan eder-İbrahim 4
Ve Kuran açıkça Arap olanla Arap olmayan ayrımı yapıyor.Arap olmayanı öteki görüyor,yabancı görüyor.
  ***Enam 19'da bahsedilen her bir kimse;Arap kavminden olan her bir kimsedir***
Enam 19 sizden her bir kimseyi uyarayım diyor.Sizden olmayanlarıda uyarayım demiyor.Burada siz dediği muhatablar kimdir?Bu grupta hangi insanlar var?Yusuf 2.ayet hangi gruptaki insanlara sesleniyorsa bu ayette onlara sesleniyor.
  Kuran'ı sizin anlamanız için Arapça indirdik-Yusuf 2
Bundan önce de Musanın kitabı var.Ve buda lisanı Arapça kılınmış bir kitaptır,o kimseleri uyarabilmen için-Ahkaf 12
Demekki kitabın lisanı Arapça olmasa olmasa o kimseleri uyaramayacaktı.O halde o kimseler lisanı Arapça olan kimselerdir.Lisanı Arapça olmayanlar değil.O kimseleri uyar derken lisanı Arapça olan kimselerin kastedildiği açıktır:Ahkaf 12.ayet aşağıdaki gibide okunabilir;
Bundan önce de Musa'nın kitabı var.Ve buda lisanı Arapça olan kimseleri uyarman için indirilmiş bir kitaptır-Ahkaf 12
(Arapçada tek kalıplı okuma yoktur,çoklu okuma sistemi vardır)
  Ve bunu başka değil,pürüzsüz Arapça yaptık ki korunabilsinler-Zumer 28
Üstelik Kuran yabancı dilde inen mesaja itiraz hakkı vermektedir.
Eğer onu Arapça bir Kuran kılmasaydık;'neden dilimizde inmedi,Arap olana Arapça olmayan bir Kuran olurmu hiç' diyeceklerdi-Fussilet 44
O zaman Japon kavmininde Japonca inmeyen bir kitap için;neden dilimizde inmedi deme hakları vardır.Japon olana Japonca inmeyen kitap olurmu deme hakları vardır.Yabancı dilde inen mesaja itiraz hakkı tanıyan evrensellik karşıtı bir ayet

Araf 158-Arap camiası,Arap Topluluğu

Kuran'ın Arap kavmine özel olduğunu gizlemek için Araf 158 ayetini öne sürüyorlar.Evrensellik karşıtı ayetleri hiçe sayarak,Kuran'a suni bir evrensellik kılıfı giydirmeye çalışıyorlar.Ve aşağıda gördüğünüz onların yanıltıcı çevirisidir:
-De ki:Ey insanlar! Şüphesiz ben, yer ve göklerin hükümranlığı kendisine ait olan Allah’ın hepinize gönderdiği peygamberiyim...Araf-158
Kulluhum ve nasi kelimeleri bir arada geçmeyen ayetlere bütün insanlar anlamı vermekte acele etmeyin.Araf 158 ayetinde kulluhum nasi demiyor.KULLUHU/KULLUKE(hepiniz/hepinize) kelimesi Arapça metinde yoktur.Arapça metinde cemian(camia) kelimesi vardır ve bu kelime topluluk anlamına gelir.Bir topluluğa mensup olan insanlar anlamına gelir.Bir örnek verecek olursak:
-Topluluklar(cemian,cemani-جَمْعَانِ) birbirini görünce Mûsâ’nın arkadaşları, “Eyvah yakalandık” dediler-Şuara 61
O halde Araf 158 aşağıdaki gibi yazılmalıdır:
-Ey insan topluluğu;ben sizi uyarmak için geldim-Araf 158
(Yani bütün insan topluluklarını uyarmak için değil)
Ve bu cemian kelimesiyle Arap toplumu kastedilir.Arap toplumuna yabancı olanları kastetmek içinse acemiyyun kelimesi kullanılır.Arap değil de yabancı olanlar,Arap olmayanlar acemian(cemian dışı) kelimesiyle ifade edilirler.Acemian/Acemin=Bu Araba yabancıdır,bu Arap dışıdır,bu cemian dışıdır.Arap olmayan topluluklara aittir.Yani cemian değildir,cemian dışıdır,acemiyyundur.Cemian dünyadaki bütün insanlardır derseniz,o zaman cemian dışı insanlar hangi insanlardır?Dünya dışı insanlar mı?(Acemian'ın geçtiği ayetlere aşağıda değineceğiz)
Peygamberlikle ilgili bir konu geçtiğinde,bunu önceki peygamberlerin durumuyla karşılaştırın(Zemahşeri)
Ey insanlar hepiniz için geldim dediğini varsaysak bile,bu sadece peygamberin kendi kavmine sesleniş tarzı olurdu.Musa İsrail kavmine giderek;ey insanlar ben hepiniz için geldim dediğinde;bütün dünyadaki insanlaramı seslenmiş oluyor?Böyle dediğinde Çinlilere ve Japonlara da seslenmiş oluyormu?Bütün dünyadaki insanlarımı kast etmiş oluyor?Yoksa İsrail kavminin bütün insanlarınımı kastetmiş oluyor?
Musa gidip İsrail kavmine şunu diyemezdi;''ey insanlar hepinize gelmedim,sadece bir kısmınıza geldim.''Sadece Levi kabilesine geldim diyemezdi.Hepinize geldim demeliydi,yani İsrail kavminin bütün kabilelerine.İsrail kavminin insanlarının hepsine.Aynı şey Muhammed içinde geçerli.Arap kavmine gidip şunu diyemezdi;ey insanlar,ben hepinize gelmedim,sadece Kureyş kabilesine geldim.Arap kavmine şunu demeliydi:ey insanlar hepinize gönderildim.
   Araf 158 ayetine dönersek;Arapça metinde cemian(camia) kelimesi vardır ve bu kelime topluluk anlamına gelir.Bir topluluğa mensup olan insanlar anlamına gelir.Cemian yada camian kelimesini Türkçedede kullanıyoruz.Pontus Rum cemiyeti(cemian),Mason camiası(camian) gibi.Cem/cam=toplanmak,topluluk kökünden.Bir gruptaki insanları kasteder.Diğer insanlardan ayrı bir grurubu anlatır,bütün insanları değil.
-Ey insan topluluğu;ben sizi uyarmak için geldim-Araf 158
 Acemian/Acemin=Bu Araba yabancıdır,bu Arap dışıdır,bu cemian dışıdır.Dış topluluklara aittir,Arap olmayan topluluklara aittir.Arap olmayan anlamına gelen bu kelime aynı zamanda topluluğun dışındadır anlamına da geliyor.Araba yabancıdır(acemian) dediğinizde,topluluğun dışındadır da demiş oluyorsunuz.Şimdi cemian dünyadaki bütün insanlar demekse,o zaman acemian da dünyalı olmayan insanlar mı oluyor?
 -Bunu ona bir kişi öğretiyor” dediklerini biliyoruz.Oysa bahsettikleri o kişi Arapça bilmez,o kişi ve onun dili Araba yabancıdır/topluluk dışıdır(acemiyun-أَعْجَمِيٌّ).Ama bunun(Kuran'ın) dili apaçık Arapçadır-Nahl 103
-Biz onu acemin olan birine/topluluk dışı birine/Arap olmayan birine(acemine-عْجَمِينَ) indirseydik-Şuara 198
-ve gelip onlara okusaydı,hiçbiri ona iman etmezdi-Şuara 199
-Onu cemian dışındakilerin/topluluk dışındakilerin/Arap olmayanların(acemiyyan-أَعْجَمِيًّا) diliyle indirseydik,neden dilimizde değil derlerdi.Arap olana arap olmayanın/topluluk dışındakinin(acemiyyun-أَعْجَمِيٌّ) dili olurmu hiç derlerdi-FUSSİLET 44
             ***HÜKÜM PEYGAMBERİN KAVMİYLE SINIRLI***
  Peygamberin gönderildiği insan zümresiyle ilgili ayetlerin peygamberin kavmine(Arap kavmine) yönelik olduğuna değinen ayetler var.Ve Araf 158 ayeti evrensel olsaydı evrensellik karşıtı ayetler Kuran'da olmazdı:
-Her peygamber başka değil,sadece kendisiyle aynı dili konuşan kendi kavmine  gönderilir.Böylece onlara anlatabilir-İbrahim 4 KURAN
  Yani peygamberin dili kavmin diliyle aynı olmalıdır,farklı olmamalıdır.Bu durumda peygamber;sadece kendi dilini anlayan kendi kavmine peygamber olabiliyor.
-Bu kuran senin için ve kavmin için bir öğüttür.Sen ve kavmin ondan sorumlu tutulacaksınız-Zuhruf 44
Bütün kavimler içindir demiyor.Bütün kavimler ondan sorumludur demiyor.
-Eğer onu Arapça bir Kuran kılmasaydık;Neden dilimizde inmedi diyeceklerdi.Arap olana Arapça olmayan bir kitap uygun olmaz derlerdi...-Fussİlet 44
O zaman Japon kavmininde Japonca inmeyen bir mesaj için neden dilimizde inmedi demedi hakkı vardır.Yabancı dilde inen mesaja itiraz hakkı tanıyan böyle bir ayetin varlığı,evrensellik iddaalarını çürüğe çıkarıyor.
-Ve onu emin bir ruh indirdi-Şuara 193
-Uyarıcılardan olabilmen için-Şuara 194
-Apaçık Arap lisanıyla-Şuara 195(Bi lisânin arabiyyin mubîn)
Demekki apaçık Arap lisanında inmese Arap kavmine uyarıcılık yapamayacaktı.O halde Japon kavmine uyarıcılık yapmak içinde apaçık Japonca inen bir kitap gerekiyor.Apaçık Japonca inen bir kitaba sahip olmadığı için Japon kavmine uyarıcılık yapamaz.
-Eğer biz onu Arap olmayan birine indirseydik ve gelip onlara okusaydı,hiç biri iman etmezdi-Şuara 198,199
Demekki Arap kavmine Arap bir peygamberle ve Apaçık bir Arapçayla seslenmek gerektiğini biliyor.O halde Japonlarada apaçık Japonca konuşan Japon bir peygamberle seslenmek gerektiğinide biliyordur.

Hucurat 13 ayetinde sahte çeviri yapıyorlar

Bir arkadaş şöyle bir mesaj yollamış,sizler Kuran sadece Arap kavmi içindir diyorsunuz.Ama Hucurat 13.ayete bakmıyorsunuz.Hucurat 13 ayeti bütün insanlara sesleniyor.Ve ayeti aşağıdaki gibi vermiş.(Ama arkadaş Hucurat 14.ayeti vermemiş.Oysa bu iki ayet birbiriyle bağlantılıdır.Tercüme hileleride bu bağlantıyı gizlemek için yapılmaktadır)
يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّا خَلَقْنَاكُم مِّن ذَكَرٍ وَأُنثَى وَجَعَلْنَاكُمْ شُعُوبًا وَقَبَائِلَ لِتَعَارَفُوا إِنَّ أَكْرَمَكُمْ عِندَ اللَّهِ أَتْقَاكُمْ إِنَّ اللَّهَ عَلِيمٌ خَبِيرٌ
Ey insanlar,sizi bir erkek ve bir kadından türettik.Sonra sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık.En üstün olanınız takvada üstün olanınızdır-Hucurat 13 KURAN
  Öncelikle ayette kavim kelimesi yoktur.Tercümanlık yapanların;ayette kavim kelimesinin olmadığını fark etmemeleri mümkün değildir.Ayette olmadığını bilerek bu kelimeyi uydurup tercümeye ekliyorlar.Neden?
قَالَتِ الْأَعْرَابُ آمَنَّا قُل لَّمْ تُؤْمِنُوا وَلَكِن قُولُوا أَسْلَمْنَا وَلَمَّا يَدْخُلِ الْإِيمَانُ فِي قُلُوبِكُمْ وَإِن تُطِيعُوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ لَا يَلِتْكُم مِّنْ أَعْمَالِكُمْ شَيْئًا إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
Ve bedeviler şöyle dediler:biz iman ettik.Deki hayır henüz iman etmiş sayılmazsınız,fakat yinede teslim(İslam) olduk deyin-Hucurat 14 KURAN
  Ayette bedevi kelimesi yoktur.Ama tercümanların neredeyse hepsi bedeviler şeklinde tercüme etmişler ayeti.Burada bedevi kelimesinin geçmediğini görmemeleri imkansız.O halde neden ayette olmayan bedevi kelimesini uydurup ayete ekliyorlar?Ve ayetin ikinci kelimesi olan ARAPLAR(EL ARABU-الْأَعْرَابُ) kelimesi neden tercümelerin çoğunda yoktur?Var olan Araplar kelimesini yok sayıyorlar.Ve onun yerine ayette olmayan bedevi kelimesini uydurup ekliyorlar.Neden?
Bakın eğer Hucurat 13 ayetine kavimler kelimesini uydurup eklemezseniz,Hucurat 14 ayetindeki Araplar kelimesinide olduğu gibi tercümede verirseniz aşağıdaki durum ortaya çıkıyor.
Kuran Arap kavmi denen insan topluluğuna şöyle seslenir:kendi aranızda sürtüşmeyin,Arap kabileleri birbirine üstünlük taslamasınlar.Üstünlük hangi Arap kabilesinden olduğuna değil,Allaha yakınlıkla(takva) olur.Farklı Arap kabilelerine ayrılmış olsanızda bir anne babadan geliyorsunuz.Hepiniz İbrahim ve karısı Hacer’in soyusunuz.Farklı kabilelere bölünmüş olsanızda.(İbrahim ve karısı Hacer Arap kavminin atasıdır.İbrahim ve karısı Sara İsrail kavmin atasıdır.Araplara İsmailoğullarıda derler.Çünkü İbrahim’in oğlu İsmail’den geldiklerine inanılır)
Ey insan topluluğu(halk);biz sizleri bir anne babadan(İbrahim-Hacer) meydana getirdik.Böylece sizi aynı soya mensup bir topluluk(şuûben-شُعُوبًا) yaptık ve kabileler haline getirdik.Birbirinizle yakınlık kurup kaynaşmanız için.Üstün olup olmamanız takvanıza bağladır.(Hucurat 13,Kuran)
Yani hangi hangi Arap kabilesinden olduğunuza değil,takvanıza bağlıdır üstünlük.Sonuçta bütün Arap kabileleri İbrahim adlı ortak atadan gelmektedirler.
Cihat ediniz ve BABANIZ İBRAHİM’in dinine uyunuz…(Hacc 78,Kuran)
Bunun üzerine Araplar imana sahibiz derler.Takvalı olduklarını söylemeye çalışırlar.
Araplar iman ettik dediler.Deki hayır,henüz iman etmiş değilsiniz.Yinede İslam olduk deyin.(Hucurat 14,Kuran)
İbrahim ve Hacer soyundan gelen Arap kabilelerini ortak ata(ibrahim) kavramıyla birleştirmeye çalışıyor.Ortak ata(İbrahim) figürüne dini ve kutsal bir kişilik ekliyor.Çünkü Arap kavmi kendi içinde bölünmüştü,her kabile kendi ilahıyla övünüyordu ve diğerlerine üstünlük taslıyordu.(Nahl 64 Kuran,Hacurat 13 Kuran)
Allah uğrunda, hakkını vererek cihad edin. O, sizi seçti; din hususunda üzerinize hiçbir zorluk yüklemedi; BABANIZ İBRAHİM’in dinini sizin içinde din kıldı…(Hacc 78-Kuran)